3 Ocak 2014 Cuma

Hüzünlü Kadın

 Topuklu ayakkabısıyla seyrediyor geceyi kadın. Yıldızların üzerinde teker teker, tak tak... Dolunayın semasında yüzüyor kadın. Silueti dans ediyor yakamozların gölgesinde. Seviyor kadın; kardelenler kadar beyaz, asfalt kadar yorulmuş. Aşık kadın ağlıyor. Sessiz çığlıklarla. gözyaşlarının arkasına hüznünü gizleyerek.
 Küçük bir evin çatı katında yaşıyorum. Şömineme bir kaç odun atıyorum. Koltuğuma oturuyorum kapıyı ardına kadar açık bırakıp o kadını bekliyorum. Bu gece geleceğini biliyorum. Çok zaman geçmeden topuk sesleri kulağıma ilişiyor usulca. Merdivenleri şehvetle yarıyor sesler. Elleri korkuluklarda yumuşak dokunuşlarla geziyor. Kalçasını savura savura bana doğru geliyor. Sadece onu dinliyorum ve hissediyorum. Düşünceler geçiyor aklımın bir köşesinden melodi halinde. Belki dert anlatacak diyorum, belki sevgi dağıtacak. Eminim ki bu gece benim olacak. Benimle kalacak.
Hüznünü kapatmak için yaptığı makyajı yanıma gelince siliyor. Karşıma oturuyor.
 "Çirkin değilsin." diyorum. "Hiç olmadın."
 "Ağlayan kadın hiç sevilmedi. Kaybolmuş bakıldı ağlayana. Hüznümü gösteremem." diyor.
 "Sahte sevgiler, sevgililer neye yarar?"
Susuyor. Titreyen ellerini tutuyorum.Benden kaçırmaya çalıştığı gözlerinin içine bakıyorum. "Rahatla..." dediğim halde hiç rahatlamayacağını biliyorum. Ateşin yanına gidiyorum aniden kalkıp. Bir bardak su alıyorum elime: "Sen bu ateşsin. Bu su da insanların görmek istediği sen." Suyu ateşe fırlatıyorum. Kayboluyor. Ardından bir kova su alıyorum. "Bu su da bu ateşte sensin. Su sahte sen ateş ile gerçek sen." Bu sefer bir kova suyu ateşin üzerine döküyorum. Ateş sönüyor. "Şimdi ne manası kaldı ateşin sıcaklığının, ışığının? O kadar su döktük üstüne Yine odun parçaları orada duruyor."
Yerinden kalkıyor. Şömineye bir odun atıyor. Çantasını karıştırıp makyaj malzemelerini çıkartıyor ve şömineye fırlatıyor. Odunu ateşe veriyor. Sadece izliyorum.
Ardından yerime oturuyorum o da kucağıma yatıyor ve sabaha kadar yanan odunların çıkardığı sesi dinliyoruz. Dans edişlerini izliyoruz. Güneş doğarken kucağımda uyuyakalıyor. Bu sabah bir o kadar saf ve temiz görünüyor. Uyurken dudakları gülüyor. Onu izliyorum bir süre...
Uzun bir süre...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder