14 Ekim 2013 Pazartesi

İstanbul'un tepelerinde kayboldum
Yada boğazın derinliklerinde...
Ama eminim ki en çok aşkında boğuldum.
Çoğu insanın içini ısıtan güneşinde değil;
Soğuğunda buldum ilhamı.
Kalabalığında farklı bakan iki çift göz oldum.
Tanınmayan bir surat...


  Bir tek İstanbul için şiir yazabildiğim kısacık hayatımda, İstanbul'un dar sokaklarını, modern caddelerini gördüm. Asıl olansa orada yaşadıklarımdı.
  Pis bir hayatım oldu. Hayatımın pisliğiyle aktım gittim, en sonunda düşüncelerimin beni ele geçirdiği ve ölüme sürüklediği yaşama hoş olmayan bir "merhaba" dedim. Bu blog nefretimi, aşkımı, heyecanımı,dökeceğim bir mekan. Elbette düzensiz yaşamıma uygun...
  Belki sürekli yazamayacağım ama şuna eminim ki blogumda ki yazılar pek de neşeli yazılar olmayacak.
  Şimdi kendinizi loş bir kütüphanede hayal edin. Kimsenin elini sürmediği tek bir raf var. O raf hakkında anlatılan rivayetler ne kadar korkunç olursa da  orada olan kitabı alıp okumak istiyorsunuz. Elinizi uzattınız, yavaşça çekip çıkardınız. Eski bir sandalyeye oturdunuz. Kitabı açtınız. Siyah yaprakları olan tozlu bir kitap bu. İçindeki yazıların beyaz kalemle yazılmış olduğu kolayca anlaşılabiliyor fakat kitap o kadar kirlenmiş ki o beyaz harfler griye dönmüş. Başında DeadlyIdea yazıyor. "Bir kısır döngünün içine hapsolmuş ölümcül fikir."
  İşte benim blogum. Hoş geldiniz...

1 yorum:

  1. Büyünün bozulması, alışılmış duyguları ve kıvançları çarpıtıp çirkinleştiriyor, sararıp solmalarına yol açıyordu; parkın burcu burcu kokusunun yerinde yeller esmekteydi artık; orman eski çekiciliğini yitirmiş, çevremdeki dünya tasfiye edilen bir mağazada satışa çıkarılan modası geçmiş malları anımsatıyordu,işte öylesine yavan ve zevksizdi. Kitaplar bir kağıt yığını, müzik ise bir gürültüydü yalnızca. Sanki güz ortasında bir ağacın dört bir yanından yapraklar dökülüyordu da, ağaç bunun farkına varmıyordu. Ağacın üzerinden yağmur aşağılara süzülüyor, güneş ya da ayaz üzerinden gelip geçiyor, yaşam yavaş yavaş gerileyerek ağacın en iç kısmında alabildiğine dar bir bölgeye sıkışıyordu. Ama ağaç ölmüyor, ağaç bekliyordu.

    YanıtlaSil