13 Ekim 2015 Salı

Duman

   Geçenlerde yine aklımdasın; yatağıma uzandım,  bütün kıyafetlerimi çıkardım, müziğimi açtım. Üzerime sadece sen giymek istedim o gece. Sonra üşümeyesin diye incecik bir pike örttüm sırtımıza. Döndüm, döndüm, döndüm... Uyutmadın. Hayallerin, hayaletin uyutmadı beni.
   Gözlerimi açtığımda penceremden yastığıma doğru esen bir yel gördüm, bir de soluk, mavi bulanık bir gök yüzü... Gece içtiğim sigaralardan tükenmiş ciğerlerime, bir de o gök yüzü acılığını kattım. Hafifçe elimi bedenimde gezdirdim. İşte, çırılçıplak olduğumu tamda o sırada hissettim.
   Çılgına dönmüş bir şekilde sağıma soluma bakındım, yerleri aradım, taradım, ikinci elden aldığım eski koltuğumun altına, gece kitaplarıma kahve döktüğüm çalışma masamın üzerine, her yere baktım. Her yere... Yoktun. Gözlerimi bir kez daha göğe kaldırdım. Beyaza meydan okumuş bir buluttan, bir iki parça bir şey döküldü, henüz ayağımı basmadığım toprağa.

   İşte seni ben bu kadar çabuk bulup, bu kadar tez kaybetmiştim.Üzülsem mi bilemeden, sevincimi hissedemeden...
   Ardından o eski, dökük cilalı koltuğa geçtim, kurumuş tütünlerimden bir tutam, bir parçada sarı soluk kağıttan ellerimle bir sigara yaptım kendime. Çakmağı dudaklarıma doğrulttum, derin bir nefes ardından, rengi zehir bir duman üfledim. O dumanın bedenimde dolaşmasını izledim. Ayak bileklerime, kollarıma, göğüslerime, bacaklarıma, kulaklarıma, gözlerime sürdüm o dumanı. Sen her düştüğünde ayağımın değmediği topraklara, ben bir sigara daha ateşledim dudaklarımın arasında; biraz daha sindirdim. İşte sensizlik, senelerimin günlerini böyle saydırdı bana. Bir nefes daha...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder